obezite ameliyatı olabilirmiyim | Obezistanbul

Kimler Ameliyat Olabilir?

Kimler obezite cerrahisi adayıdır?

Şunu baştan vurgulamak gerekir ise her kilolu birey obezite cerrahisi adayı değildir. Şişman bir kişinin ameliyatla zayıflayabilmesi için bazı kriterleri karşılaması gerekmektedir. Şöyle ki;

  1. Vücut kitle indeksi 40 ve üstünde olan bireyler mevcut kiloları nedeniyle direkt olarak obezite cerrahisi adayıdırlar.
  2. Vücut kitle indeksi 40 ile 35  arasında olup obezite nedeniyle ortaya çıkmış ve uygulanacak ameliyat sonrasında iyileşmesi beklenen hastalığı (Tip2 şeker hastalığı, hipertansiyon, uyku apnesi, eklem rahatsızlığı vb) var olan bireyler de ameliyat adayıdırlar.
  3. Günümüzden bir süre önce vücut kitle endeksi 30 ile 35 arasında olan bireylerin cerrahiye adayı olmadığı bu kişilerin ilaç, egzersiz, diyet uygulamaları gibi tıbbi tedavi yöntemleri ile kilo kayıtlarınız sağlanması gerektiği söylense de günümüzde bu grup hastaların özellikle kontrolü zor ve ilaca rağmen kontrol altına alınamayan Tip 2 şeker hastalığı ve hipertansiyon gibi metabolik yandaş hastalıklarının varlığı durumunda, genel bir uygulama olmasa da  her hastanın mevcut durumunun özel olarak incelenmesi şartı ile cerrahiden fayda görebilecekleri ve bu hasta grubuna da ameliyat önerilebileceği konusunda tıbbi otoriteler tarafından fikir birliği oluşmaya başlamıştır.

Obezite cerrahisinin tehlikeleri var mıdır?

Obezite cerrahisi tecrübeli ellerde oldukça güvenli bir cerrahi işlemdir. Ameliyat sonrasında ortaya çıkabilecek istenmeyen yan etki (komplikasyon) oranı, tecrübeli bir cerrah donanımlı ve tecrübeli bir merkez tarafından gerçekleştirilen obezite cerrahisi sonrasında dünya ortalaması % 0,3 - 0,4 ile %1 - 3 arasında değişmektedir. Bu komplikasyon oranları standart bir kalça protezi ameliyatı ile kıyaslandığında çok daha düşük rakamları belirtmekte ya da diğer bir deyişle bir safra kesesi ameliyatı ile benzerlik göstermektedir.

Şimdi obezite cerrahisi sonrasında en sık ortaya çıkabilecek olası istenmeyen yan etkilerin neler olabileceği konusuna değinelim;

  1. Anastomoz kaçağı; anastomoz ameliyat esnasında kesilen içi boş iki tübüler (borumsu) dokunun açık olan uçlarının uç uca veya iki tübüler dokunun yan yana getirilerek dikilmesi ve bu iki tübüler doku arasında bir kanal oluşturulması olayıdır. Obezite cerrahisi esnasında birçok içi boş doku ( mide ve ince bağırsaklar gibi) kesilmekte ve tekrar birbirleri ile anastomoza edilmektedir. Kaçak; kesilen ve uç uca ya da yan yana birbirlerine tekrar dikilen bu dokuların birbirlerine dikildiği yerlerdeki dikiş hatlarının arasından içinden geçen vasfın (midede yenilen gıdaların, bağırsaklarda ise ince bağırsak içeriğinin) steril olan karın boşluğuna akması durumudur. Erken dönemde tanındığı ve müdahale edildiği durumda başarılı bir şekilde tedavi edilmesi mümkün olan bu klinik durum geç fark edilir ve geç müdahale edilir ise çok daha ciddi klinik tablolara neden olabilmektedir. Ameliyat sonrası en sık görülen komplikasyon anastomoz kaçakları olup erken dönemde kendini karın ağrısı, huzursuzluk, çarpıntı ve ateş ile belli eder.
  2. Venöztromboemboli (Toplar damarlardan pıhtı atması);Venöztromboemboli ameliyat esnasında ortalama 2 saat boyunca hareketsiz kalan hastanın toplar damarlarında kan akımının azalması ile ulaşılabilen bir pıhtı veya ameliyat öncesinde toplar damarlarda var olan bir pıhtının ameliyat sonrasında hastanın ıkınma, kuvvetli öksürme gibi bazı faaliyetleri sonrasında koparak akciğer veya beyin gibi bazı organlara giderek buradaki doku kanlanmasının azalması sonucunda oluşan klinik tablodur.  Ameliyat öncesi dönemde venöztromboemboliden korunmak ve oluşumunu engellemek için kan sulandırıcı iğneler başlanıp ameliyat takip eden birkaç gün boyunca bu iğneler devam edilir. Anastomoz kaçakları ile kıyaslandığında görülme olasılığı çok daha düşüktür.
  3. Ameliyat sonrası kanama; Ameliyat esnasında birtakım dokular kesilmekte ve dikilmektedir. Bu esnada küçük kanamalar ortaya çıkmakta ve ameliyat esnasında bu kanamalar damar mühürleme cihazları yardımı ile kontrol altına alınmaktadır. Ameliyat bitiminde dokulardan meydana gelecek küçük sızıntı tarzında kanamaların birikimlerinin karın dışına alınması için bir ya da iki adet dren kullanılmakta ve bu drenler sızıntıların kendi kendine durmasına tekabül eden ameliyat sonrasındaki 2.günde çekilmektedir. Nadiren bu sızıntı tarzındaki kanamaların süresi uzamakta ve miktarı fazla olmaktadır. Bu durumda kan nakli gerektirecek uzamış takip süreleri ve bazen de kanayan dokunun kontrol edilmesi amacıyla ikinci bir ameliyat gereksinimi duyulabilmektedir.